DİYALOG VE EĞİTİM ...

Çocuğum kitap okusun istiyorum

Kategori: EGiTiM

KADRİYE BAYRAKTAR
Birçok anne-baba, çocuk, köşe bucak demeden kaçarken ne yapsam ne etsem de şu çocuğa okuma alışkanlığı kazandırsam diye düşünür. Çözüm için öğretmenleriyle görüşürsünüz, doğum gününde kitap hediye edersiniz. Hatta “oku oğlum/kızım” diye ardından terlik bile fırlatırsınız. Bunların hepsi olurken hâlâ ben bu işin içinden nasıl çıkarım diye düşünmeye de devam edersiniz.

Ben de çocuğuna kitap okutma alışkanlığı kazandırmakta güçlük çeken bir anneyim. Bir gün ilkokula giden çocuğuma neden kitap okumuyorsun diye kızdığımda ilginç bir cevap aldım. “Sen okuyor musun sanki?..” Doğrusu bu cevap benim bütün dünyamı altüst etmeye yetmişti. Ne diyeceğimi bir anda şaşırmıştım. Gerçekten ben kitap okuyup okumamak konusunda ilk defa kendimi sorgulamıştım. Aynı zamanda bu soru bana pek çok sorunun giderilmesinde bir anahtar olmuştu.

O günden sonra önce oğlumu değil kendimi sorgulamaya başladım. Neden ben oğluma kitap oku derken, kendim kitap okumuyordum? Kitap okumak benim için ne ifade ediyordu? İşte bu iki sorunun cevabı bana kapalı kapıları açtı. Anladım ki kitaba bir bilgi aktaran araç olarak bakmışım yıllarca. Oysa çocuğumun kitapla bir dost, bir arkadaş olacağını düşünmemiştim bile. Dolayısıyla kitabın ne kadar değerli bir arkadaş olduğunu anlamadığım için anlatamamıştım. Bir aile büyükleri olarak evde devamlı olarak kitap okuma alışkanlığımız yoktu.

‘Zararın neresinden dönersen kârdır’ misali, önce oğlumun sevdiği kitaplar seçtim. Onları ben de okudum ve okuduğumuz kitapların kahramanları üzerinde konuşmaya başladık. Derken oğlum her kitap okuyuşunda bana anlattı. Anladım ki okuma bizim hayat tarzımız olursa çocuk da okurmuş. Bu ilk adımdan sonra kitap okumayı teşvik edici etkinliklere devam ettim. Çocuk kitap fuarlarına bile gidiyordum artık. Çocuklarımı alıp kitapçıları ve kitap fuarlarını dolaştım. Sevdiği kitapları alarak onlara hediye ettim. Bir de baktım ki haftada bir kitap okur oldu çocuklar.

 

 


 

Sevgili anneler! 
Problemlerin çözümü bazen elimizin altındadır da fark edemeyiz. Ne olursa olsun uygun şartlarda yaklaşılan her çocuk, kitap okumayı sever. Şu da bir gerçek ki çocuğa yapılan baskı, kitabı çocuğa sevdirmez, aksine nefret ettirir. Okumayı sevdiremiyorsak, hiç olmazsa okumadan nefret ettirmeyelim.

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=39&hn=5811

12:09 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz

İslâmî bir farz: Tefekkür

Kategori: TOPLUM VE DIN

Hz. Aişe (r.anha) validemizin naklettiği 
ve sabah Hz. Bilal gelinceye kadar ağlayıp ibadet
eden sevgili Efendimiz’in durumunu anlatan hadisin
sonunda Hz. Peygamber, “Bu ayetleri (Âl-i İmran, 
3/190-194) okuyup uzun uzun tefekkür etmeyenin 
vay haline.” şeklinde buyurmaktadır. Hz. Peygamber’in bu ifadeleri ve o gece nazil olan ayetlerden, gecenin sessizliği içinde tefekküre dalmanın her mü’min için bir gereklilik olduğunu anlamak mümkündür. Muhasebeyi de tefekkürden ayırmak mümkün değildir. Müminin her gün, her saat, iyi-kötü, yanlış-doğru, günah-sevap yaptığı şeyleri gözden geçirip, hayırları, güzellikleri şükürle karşılaması; inhirafları, günahları istiğfarla gidermeye çalışması; yanlışları ve kötülükleri de tevbe ve nedametle düzeltmeye gayret etmesi adına önemli bir cehd ve insanın kendini isbat etmesi adına da ciddi bir teşebbüs sayılan muhasebe, adeta içe dönük ve biraz da pratik neticeleri olan bir tür tefekkür sayılabilir.

 

Hz. Ebu Bekir (ra) tefekkür ederdi

 

 

Hz. Ebu Bekir, geceleri, yatsı namazından sonra bir-iki saat kadar ev halkıyla sohbet ederdi. Onlar yattıktan sonra kalkar, abdestini tazeler, iki rekât namaz kılıp seccadesi üzerinde oturarak, huşû içinde tefekküre dalardı. Geceleyin kalkar, on rekât teheccüd ve üç rekât vitr kılar ve ev halkını da uyandırırdı. Arkasından sabah sünnetini kılıp camiye giderdi.

 

Lokman Hekim: Tefekkür Cennete ulaştırır

 

Lokman Hekim, tek başına ve uzun uzun düşünürdü. Dostları kendisine uğrar ve “Yalnız niye oturuyorsun, toplum arasına karışıp onlarla kaynaşsan daha iyi olmaz mı?” deyince, Lokman; “Yalnızlık, tefekkür için daha uygundur. Tefekkür insanı Cennet yoluna ulaştırır.” cevabını verirdi.

 

Geceleri yattığımda; Kur’an’ı düşünürüm

 

Mutarrif’in şu sözleri bize tefekkürü ne güzel anlatır: “Geceleri sırt üstü yatağıma uzanır, Kur’ân’ı düşünür ve amelimi Cennet ehlinin ameliyle kıyaslarım. Onların, altından kalkamayacağım şekilde amel yaptığını görürüm. Çünkü onları Kur’ân şöyle anlatıyor: “Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde istiğfar ederlerdi.” (Zariyat, 51/17) “Onlar ki, gecelerini Rabb’lerine secde ederek (O’nun huzurunda ayakta) durarak geçirirler.” (Furkan, 25/64) “Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabb’inin rahmetini uman gibi midir? De ki, “Bilenle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu ancak akl-ı selim sahibi olanlar öğüt alır.” (Zümer, 39/9)

 

***

 

Hz. Ali: “Tefekkürü olmayan bir susma, unutkanlık ve dalgınlıktır.”

Hasan el-Basri: “Bir saat tefekkür, bir gece ibadetin den hayırlıdır.”

Zünnun el-Mısrî: “İbadetin anahtarı tefekkür, isa betli yolda olmanın alâmeti heva, heves ve nefse muhalefettir.”

Mumşad ed-Dineverî: “Hakimler hikmeti, te fekkür ve sükût ile elde etmişlerdir.”

Ebu Süleyman ed-Dâranî: “Gözünüzle ağlamayı ve kalbinizle düşünmeyi âdet haline getirin.”

Mansur b. Ali: “Hikmet, ariflerin kalbinde sıdk diliyle, zahidlerin kalbinde tafdil diliyle, abidlerin kalbinde tevfik diliyle, müridlerin kalbinde tefekkür diliyle, alimlerin kalbinde ise tezek kür diliyle konuşur.”

Ömer b. Abdülaziz: “Allah’ın nimetleri üzerinde düşünmek en makbul ibadetlerdendir.”

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=87&hn=4488

12:02 - 16/3/2009 - yorum {yok} - yorum yaz

Bangladeş'taki Türk Okulundan 'Eşsiz' Başarı

Kategori: OKULLARIMIZ
Bangladeş'teki Uluslararası Ümit Türk Okulu öğrencileri, İngiltere'nin en büyük eğitim şirketi Edexcel'in 85 ülkede uyguladığı sınavda büyük bir başarıya imza attı.

Edexcel'in genel eğitim sertifikası orta ve ileri seviye sınavları (GCE O - A Level Examinations)'a giren 5 öğrenci, 7 ayrı dersten dünyanın en yüksek puanlarını elde ettiler. Sadece 2007'de 9.6 milyon sınav kağıdı okuduklarını ifade eden Edexcel eğitim şirketinin uluslararası koordinatörü Ross Hall, "Bu müthiş bir başarı ve zorlu bir çalışmanın ürünü. Bu başarı ayrıca, öğrencilerin sınavlara hazırlanırken ne kadar gayret gösterdiklerinin bir göstergesi" yorumunu yaptı.

Bangladeş'taki Türk Okulundan Eşsiz Başarı

Ross Hall'ın tebrik mektubu, Bangladeş Türk Okulu'nca sevinçle karşılandı. Bangladeş'teki Edexcel koordinatörü Saidur Rahman, "Bu sadece sizin okulunuz adına değil Bangladeş adına da büyük getirileri olan bir başarıdır. Bengal öğrencilerinin kapasitesi uluslararası yapılan bir sınavda böylece ortaya çıkmıştır" dedi.

Türkiye'nin Bangladeş Büyükelçisi Şakir Özkan Torunlar da, okulun öğrenci, öğretmen ve idarecilerini makamında kabul ederek tebrik etti. Bangladeş Uluslararası Ümit Türk Okulları Genel Müdürü Bayram Saatci, "Sadece okulumuz için değil, Bangladeş'te eğitim kalitesini gösterme adına çok güzel bir olay. Bu başarı bizlere gösterdi ki gerekli imkanlar sağlandığında Bangladeşli öğrenciler dünya çapında bu gibi bir çok başarıya imza atabilirler" diye konuştu.

http://www.m-fgulen.org/content/view/16226/11/

14:33 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz

Peygamberimiz her zaman mütebessimdi

Kategori: TOPLUM VE DIN
Peygamber Efendimiz�in (sas) yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık ve neşe ifadesi vardı. Resulullah âdet üzere kullanılan hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı. Cabir b. Abdullah'ın ifadesine göre Resulullah kendisini her gördüğünde daima tebessümle selamlar ve hüsnü kabul gösterirdi. Onunla özel olarak konuşmak isteyen olduğunda, o yanından ayrılmadıkça Resulullah yüzünü başka bir tarafa çevirmezdi. Aynı şekilde herhangi bir kimse ile musafaha yaptığında karşısındaki elini salmadıkça o elini bırakmazdı. Peygamber (sas) ashabıyla toplu olarak bir arada oturduğunda ayrıcalıklı bir yere oturmazdı. Hatta öyle olurdu ki, Medine'ye gelen yabancı heyetler mescidde oturan Resulullah (sas)'in kim olduğunu ayırdedemezdi.

Bir defasında, Habeşistan hükümdarından bir heyet geldiğinde Rasulullah (sas) onlara kendi misafiri gibi muamele etti ve lüzumlu her hizmeti kendisi sağladı.

Resusulullah (sas)sataşma, istihza ve insanların kaba söz ve davranışlarına daima hoşgörü ile bakmış, şikâyetçi olmamıştır.

*ZAMAN AILEM

14:17 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz

İyiliği yaymaya çalışalım

Kategori: EGiTiM
Günah, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar �kutsanmamıştı�. Çevremize baktığımızda hepimizi dünya ve ahiret felaketine götürecek en pespaye haller insanlar ve çeşitli iletişim vasıtalarıyla normalleştiriliyor ve neredeyse yapılması emrediliyor. İyilik ve güzellikler ise sürekli kınanabiliyor. �İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak� demek olan �emr-i bi�l-ma�ruf, nehy-i ani�l münker� ise şuurlu bir mü�minin vasfıdır. Bunu önce kendi nefsinde uygular sonra sırasıyla, gücü ve şartları nisbetinde çevresinde de hakim kılmaya çalışır. Bir sohbet meclisinde eğer �içki, fuhuş, kumar, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, zina� gibi konular ballandıra ballandıra anlatılıyor ve mü�min orada bulunuyorsa, önce ikaz eder. Dinlenmiyorsa kendisi artık o çatı altında kalmaz. Eğer çatıyı da terk edemiyorsa kalbini Allah�a yöneltip, işi sahibine havale edip susar. Ama kişi sorumluluk sahibi bir idareci ve bu pespaye sohbeti yapanlar da onun elemanları ise onları lisan-ı münasiple ikaz edip susturmak o kişinin üstüne vazifedir. Tabii burada �üslup ve tarz� önemlidir. Tatlı dil her zaman ikna edici ve tercih edilen bir yöntemdir. İşlenen günah eğer anlatılmaz ve gizlenirse �bir� olarak kalır ve umulur ki tövbe neticesinde Rabbimiz Settar ismi gereği örtüp, bizi affedebilir. Ama Gayretullah�a dokunan şey, o pis fiil veya davranışın �reklam� edilmesi, safi zihinlerin bulandırılması ve günahın yayılmasıdır.
*zaman ailem

14:09 - 30/10/2008 - yorum {yok} - yorum yaz

Sonraki Sayfa
Tanım ;
Diyalog'un kelime anlamı Yunanca dialogos kelimesi fransızcaya dialogue olarak geçmiş, Türkçede diyalog olarak kullanılmaktadır. Karşılıklı konuşma demektir.Kişiler ya da, ideolojik, siyasi taraftarlarla karşıtları arasında, ayrılık konuları üzerinde bir anlaşmaya, geçici veya kalıcı bir uzlaşmaya varmak için görüşüp konuşmaya, ilişkiler geliştirmeye diyalog denmektedir. "Dinler arası diyalog" ise, adından anlaşıldığı üzere, farklı ırk ve kültürlerden, değişik inanç, kanaat ve siyasi anlayıştan

Ana Sayfa
E-mail (diyalogveegitim@gmail.com)
Arşiv...Tüm yazilar
-------------------------------------
M.F.GÜLEN
STV
ZAMAN
BURC FM
AKSIYON
SIZINTI
OSMANLICA
ISLAM HUKUKU /Hayrettin Karaman
KURAN DINLEYELIM
HERKUL
SORULARLA ISLAMIYET
YÜZ OKUMA SANATI
ERMENI SORUNU
SAGLIK
SAKINCALI MADDELER
IBADET
ESMA-ÜL HÜSNA
HAT VE EBRU
MICROSOFT
NEY ÜFLE
NUR PENCERESI
GAZETE ILK SAYFALARI
EBRU TV
ZAMAN AILEM

En Son Eklenen Yazılar
- Çocuğum kitap okusun istiyorum
- İslâmî bir farz: Tefekkür
- Bangladeş'taki Türk Okulundan 'Eşsiz' Başarı
- Peygamberimiz her zaman mütebessimdi
- İyiliği yaymaya çalışalım
- Haftada bir sohbet iyi gelir!
- ''DIŞ DÜNYAYA AÇILMA KONUSUNDA TÜRK OKULLARI ÖNCÜLÜK ETT
- M.FETHULLAH GÜLEN
- Kalbim Uyumaz!..
- Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber Efendimiz (SAV)
Kategoriler

- ----------- Locations of visitors to this page