DİYALOG VE EĞİTİM ...

Hangi çocuk ne hisseder?

Kategori: COCUK
 
Hiçbir çocuk kitap çocuğu değildir. Yani kitaplarda anlatılanlar her çocuk için yüzde yüz doğrudur anlamı çıkarılmamalıdır. Ama genel bilgilerin bilinmesi her çocuğun ayrı kişiliğini çözme anlamında büyük yarar sağlar. Her çocuğun ayrı bir dünya olduğunu unutmamak gerekir.

Büyük çocuk

Eve ilk gelen ve anne babaya ilk ebeveynlik duygularını yaşatan çocuktur. Doğumla birlikte tahtına kurulur ve başlangıçta tek olmanın huzurunu yaşar. Bu keyifli süreç ikinci çocuğun doğumuna kadar sürer. Kardeş ile birlikte birtakım sorumluluklar üstlenmesi beklenir. Artık ağabey veya abla olmuştur. Ve kendisinden adeta çocuk olduğunu unutması isteniyordur... Artık birtakım çocuksu hareketleri eskiye kıyasla daha sık eleştirilmeye başlanmıştır. Kimi zaman ikinci çocukla gerilim yaşayan çocuk, üçüncü çocuğun dünyaya gelmesi ile rahatlayabilir. Çünkü hem yaşça daha büyümüş ve olgunlaşmıştır, hem kardeş kavramına alışmıştır ve hem de artık evin en büyük çocuğu olması nedeniyle ebeveynine kendini daha yakın hisseder.

Ebeveynin yapması gereken:
Kardeş kıskançlığı sendromlarına gerekirse uzman desteği alarak yapıcı davranmalıdır. Bununla birlikte özelikle küçük yaşlarda abla-ağabey olan çocuğa bu şekilde hitap etmemeli, küçük olduğu ve birtakım çocuksu coşkunluklara aynı oranda ihtiyacının olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca büyük çocuğun küçük çocuk veya çocukların gölgesi altında kalıp pasifize olması engellenmelidir.

Ortanca çocuk

Ortanca çocuk adeta büyük ve küçük çocuk veya çocuklar arasında sıkışmış gibidir. Kendisini büyüğün ve küçüğün hak ve ayrıcalıklarından yoksun gibi hisseder. “O senin büyüğün, saygılı ol” veya “Kardeşin daha küçük idare etmelisin” tarzı yaklaşımlar nedeni ile adeta kendisini ifade edemediğini düşünür. O ne büyüktür ne küçük. Bu nedenle aile içindeki konumunu bulmak için çok fazla çaba harcar. Ortanca çocuğun yaşadığı bu psikoloji çoğu zaman aile içinde en aktif ve başarılı üye olmasına sebebiyet verir. Yani bu çaba çocuğun lehine sonuçlanabilir. Ortanca çocuk ailenin tek erkek çocuğu veya tek kız çocuğu ise ortanca çocuk psikolojisini muhtemelen yaşamaz.

Çok kalabalık ailelerde de ortanca çocuk konumunda çocuk yoktur. Yaşanan problemler bireysel niteliktedir.

Ebeveynin yapması gereken:
Ortanca çocuk olmak çocuğun psikolojisini başlangıçta negatif etkilese bile ilerleyen yıllarda bunun çocukta olumlu yansımalara sebebiyet verdiği görülür. Fakat çocukluk döneminde ortanca çocuk çok yıpranabilir. Ebeveyn özellikle çocukluk ve gençlik döneminde çocuğunun arada kalmış olma psikolojisini anlamalı yıpranmasına izin vermeyecek şekilde yaklaşımlar sergilemelidir. Onun konumu ev içinde belirlenmeli, yeter derecede onore edilmelidir.

Küçük çocuk

Ebeveyn tarafından büyüdüğü fark edilmeyen, hep küçükmüş gibi değerlendirilen çocuktur. Genellikle büyüdüklerini ispat etme çabasıyla hareket ederler. Evde genellikle ayak işleri hep kendilerine yaptırılan, ama yaptıkları bu nevi işler iş kategorisinde ele alınmayan çocuklardır. Hep küçük olarak algılandıkları için ebeveynleri tarafından hep işleri kolaylaştırılmaya çalışılan ve bu sebeple yaşayarak öğrenme imkânları olmayan çocuklardır.

Ebeveynin yapması gereken:
Çocuğa yaş dönemi dikkate alınarak yaklaşılmalı ve büyüdüğü fark edilmelidir. Ebeveyn küçük çocuğuna da taşıyabileceği sorumluluklar yüklemelidir.

Tek çocuk

Bu çocuklar akranlarından ziyade büyükler ile diyalog halindedirler. Genellikle evin nazlı bebeği pozisyonunda olan, isteklerine çok rahatlıkla ulaşan çocuklardır. Bu çocukların akranlarının bulunduğu mekânlara sık sık götürülmeleri, okul öncesi eğitim kurumlarına gönderilmeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; yaşanan özel bir durum yoksa tercih edilen çocuğa kardeş duygusunun yaşatılmasıdır.

22:07 - 12/3/2007 - yorum {1} - yorum yaz

Hangi çocuk ne hisseder?

Kategori: COCUK
    
Hiçbir çocuk kitap çocuğu değildir. Yani kitaplarda anlatılanlar her çocuk için yüzde yüz doğrudur anlamı çıkarılmamalıdır. Ama genel bilgilerin bilinmesi her çocuğun ayrı kişiliğini çözme anlamında büyük yarar sağlar. Her çocuğun ayrı bir dünya olduğunu unutmamak gerekir.

Büyük çocuk

Eve ilk gelen ve anne babaya ilk ebeveynlik duygularını yaşatan çocuktur. Doğumla birlikte tahtına kurulur ve başlangıçta tek olmanın huzurunu yaşar. Bu keyifli süreç ikinci çocuğun doğumuna kadar sürer. Kardeş ile birlikte birtakım sorumluluklar üstlenmesi beklenir. Artık ağabey veya abla olmuştur. Ve kendisinden adeta çocuk olduğunu unutması isteniyordur... Artık birtakım çocuksu hareketleri eskiye kıyasla daha sık eleştirilmeye başlanmıştır. Kimi zaman ikinci çocukla gerilim yaşayan çocuk, üçüncü çocuğun dünyaya gelmesi ile rahatlayabilir. Çünkü hem yaşça daha büyümüş ve olgunlaşmıştır, hem kardeş kavramına alışmıştır ve hem de artık evin en büyük çocuğu olması nedeniyle ebeveynine kendini daha yakın hisseder.

Ebeveynin yapması gereken:
Kardeş kıskançlığı sendromlarına gerekirse uzman desteği alarak yapıcı davranmalıdır. Bununla birlikte özelikle küçük yaşlarda abla-ağabey olan çocuğa bu şekilde hitap etmemeli, küçük olduğu ve birtakım çocuksu coşkunluklara aynı oranda ihtiyacının olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca büyük çocuğun küçük çocuk veya çocukların gölgesi altında kalıp pasifize olması engellenmelidir.

Ortanca çocuk

Ortanca çocuk adeta büyük ve küçük çocuk veya çocuklar arasında sıkışmış gibidir. Kendisini büyüğün ve küçüğün hak ve ayrıcalıklarından yoksun gibi hisseder. “O senin büyüğün, saygılı ol” veya “Kardeşin daha küçük idare etmelisin” tarzı yaklaşımlar nedeni ile adeta kendisini ifade edemediğini düşünür. O ne büyüktür ne küçük. Bu nedenle aile içindeki konumunu bulmak için çok fazla çaba harcar. Ortanca çocuğun yaşadığı bu psikoloji çoğu zaman aile içinde en aktif ve başarılı üye olmasına sebebiyet verir. Yani bu çaba çocuğun lehine sonuçlanabilir. Ortanca çocuk ailenin tek erkek çocuğu veya tek kız çocuğu ise ortanca çocuk psikolojisini muhtemelen yaşamaz.

Çok kalabalık ailelerde de ortanca çocuk konumunda çocuk yoktur. Yaşanan problemler bireysel niteliktedir.

Ebeveynin yapması gereken:
Ortanca çocuk olmak çocuğun psikolojisini başlangıçta negatif etkilese bile ilerleyen yıllarda bunun çocukta olumlu yansımalara sebebiyet verdiği görülür. Fakat çocukluk döneminde ortanca çocuk çok yıpranabilir. Ebeveyn özellikle çocukluk ve gençlik döneminde çocuğunun arada kalmış olma psikolojisini anlamalı yıpranmasına izin vermeyecek şekilde yaklaşımlar sergilemelidir. Onun konumu ev içinde belirlenmeli, yeter derecede onore edilmelidir.

Küçük çocuk

Ebeveyn tarafından büyüdüğü fark edilmeyen, hep küçükmüş gibi değerlendirilen çocuktur. Genellikle büyüdüklerini ispat etme çabasıyla hareket ederler. Evde genellikle ayak işleri hep kendilerine yaptırılan, ama yaptıkları bu nevi işler iş kategorisinde ele alınmayan çocuklardır. Hep küçük olarak algılandıkları için ebeveynleri tarafından hep işleri kolaylaştırılmaya çalışılan ve bu sebeple yaşayarak öğrenme imkânları olmayan çocuklardır.

Ebeveynin yapması gereken:
Çocuğa yaş dönemi dikkate alınarak yaklaşılmalı ve büyüdüğü fark edilmelidir. Ebeveyn küçük çocuğuna da taşıyabileceği sorumluluklar yüklemelidir.

Tek çocuk

Bu çocuklar akranlarından ziyade büyükler ile diyalog halindedirler. Genellikle evin nazlı bebeği pozisyonunda olan, isteklerine çok rahatlıkla ulaşan çocuklardır. Bu çocukların akranlarının bulunduğu mekânlara sık sık götürülmeleri, okul öncesi eğitim kurumlarına gönderilmeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; yaşanan özel bir durum yoksa tercih edilen çocuğa kardeş duygusunun yaşatılmasıdır.

02:01 - 27/9/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Hoşça vakit geçirebilmek için çocuğunuza zaman ayırın

Kategori: COCUK

Her ebeveyn mutlaka çocuğuna zaman ayırır. Çocuğunun yemeğini hazırlama, küçükse yemeğini yedirme, üzerini değiştirme, altını temizleme veya büyük yaşlarda ders çalışırken çocuğa yardım etme gibi zamanların her biri aslında çocuğa ayrılmış zamanlardır. Ancak burada kastedilen bu şekilde ayrılan zamanlar değildir. Maalesef birçok ebeveynin çocuğuna ayırdığı zaman dilimleri yukarıda bahsettiğimden çok da fazla değildir. Bu şekilde, ebeveyn ile çocuğun paylaşım yaşaması pek fazla düşünülemez. Çünkü bu şekilde sadece, ebeveyn çocuğun ihtiyaçlarını gidermesini sağlıyor; çocuk ise ihtiyaçlarını gideriyordur.
Bazı ebeveynlerin yaptığı, yani çocuklarına ayırdıkları zaman biraz daha geniş kapsamlıdır. Mesela; çocuğun mutlu olması için ebeveynin çocuğu parka götürmesi veya evde onunla oyun oynaması gibi... Bu ebeveynlerin kaçırdıkları yegâne nokta ise çocuğu ebeveyndeki mutluluğu görme arzusudur. Çocuk bir şey paylaşırken ebeveyninin de mutlu olmasını ister. Şöyle ki; kendisini parka götüren annesinin sıkıldığını gören çocuğun coşkusu, ebeveyninin de mutlu olduğunu gören çocuğun coşkusundan çok daha az olacaktır. Veya bazı ebeveynlerin evlerinde çocukları ile oynadıkları veya sohbet ettikleri halde “yeter artık”, “bir daha seninle oynamayacağım” gibi serzenişlerde bulundukları ve bu paylaşımdan çok da hazzetmediklerini çocuklarına belirttikleri görülür. Bu negatifliği hisseden çocuk da yeterli doyuma ulaşmayacak, kendisine zaman ayrılmış olsa bile bu zaman niteliksiz zaman olduğundan çocukla ebeveyn arası bağı kuvvetlendirmeyecektir.

Yine bunun gibi bazı ebeveynler ise çocuklarını kendileri için keyifli olan, fakat çocukları için sıkıcı olan mekânlara götürürler ve bu mekânlarda, çocuklarından yetişkin olgunlukları beklerler. Bu şekilde de ebeveyn-çocuk paylaşımı sağlanmaz.

Olması gereken çocuğa zaman ayrılmasıdır, ancak bu zaman diliminden hem çocuğun ve hem de ebeveynin keyif alması beklenir. Bu, geçirilen zamanın nitelikli olması açısından önemlidir. Yani bu süreç hem çocuğu ve hem de ebeveyni mutlu etmelidir. Aksi takdirde ilişkinin pozitif olması bir yana paylaşılan bu zaman diliminde tartışmalar olacak ve ilişki daha da negatifleşecektir.

ZAMAN

22:38 - 11/9/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Çocuğunuzu Allah'la (cc) korkutmayın

Kategori: COCUK

Birçok aile çocuklarının dinlerini öğrenmesini istiyor. Dini prensiplerin az ya da çok yaşandığı bu ailelerde, din eğitimi ve öğretimi çoğu kez dede, nine, anne, baba bazen de yakın akrabalar tarafından yapılıyor. Ama düşülen yanlışlar, çocukların ileriki yaşlarında derin izler bırakıyor ve dinden soğutabiliyor. Özellikle çocuklardaki vicdani gelişimin “Allah korkusu”yla sağlanmak istenmesi ve çocuğu istenmeyen davranışlardan vazgeçirmek için yine “Allah korkusu”na başvurulması dikkat çekiyor.

Sık sık “Allah seni cezalandırır / Gözünü kör eder / Cehennemde yakar/ Seni taş yapar” gibi tehditlerle sindirilen çocuk, bu sayede Allah Teala’yı, “çocukları cehenneminde yakan, onları taş yapan, gözleri kör eden bir varlık” olarak tasarlamakta ve Allah’ı daha henüz sevemeden O’ndan korkmaya başlamaktadır. Halbuki, doğru olan şudur:

Çocuk ergenlik çağına kadar dini bakımdan herhangi bir sorumluluk ve yükümlülük taşımamaktadır. Allah Teala’nın onlara sağladığı bu müsamaha onlardan esirgenmemelidir. Ve çocuğa herşeyden önce Allah sevgisi aşılanmalı ki, o da sevdiği ve sevgisini içinde hissettiği yüce Yaratıcıya her hal ü karda ibadetten zevk alabilsin.

21:16 - 25/7/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Çocuklara cesaretsizlik, ikiyüzlülük ve yalancılık öğretmeyin

Kategori: COCUK

Çocuklara cesaretsizlik, ikiyüzlülük ve yalancılık öğretmeyin
PROF. DR. MEHMET ZEKİ AYDIN
Birçok anne-baba, bilmeyerek veya şaka olsun diye çocuklarını aldatırlar. Böyle yapan anne-babalar çocuklarına güvensizlik, yalancılık, ikiyüzlülük, cesaretsizlik öğrettiklerini biliyorlar mı acaba?

Örneğin, yeni yürümeye çalışan bir çocuğa, ellerini açarak, kucaklayacakmış gibi yapan; ancak tam çocuk yakalayacağı sırada ellerini çeken bir büyük, çocuğa güvensizlik öğretmektedir. Çocuğa yapılan böyle yalan vaatler, onun güvenini sarsar. Çocuk zamanla anne-babasının aslında güvenilir bir kişi olmadığına inanır. Aynı zamanda kendisinin de zaman zaman başkalarını böyle boş vaatlerle kandırabileceğini öğrenmiş olur. Bir çocuk babasından kendisini pikniğe götürmesini istiyordu. Baba, sürekli olarak yarın gideceklerini söylediği için çocuk, “Ne olur baba, yarın gitmeyelim, şimdi gidelim.” diye yalvarıyordu. Çünkü yarın hiç gelmiyordu.

Çocuklarınızla aranızdaki ilişkiye bakın

Çocuğunuzla ilişkinize bir bakın. İlişkiniz, hep ondan beklediğiniz davranışlar, onun yaramazlıklarını engellemeniz, onu azarlamalarınız şeklinde mi? Eğer onun hep olumsuz yanlarıyla ilgileniyorsanız, çocuğunuz ergenlik çağına geldiğinde karşınıza pek çok sorun çıkarsa şaşırmayın. Çocuğunuzla ilişkilerinizin büyük bölümü, ortaklaşa zevk aldığınız zamanları içeriyorsa, doğru yoldasınız demektir. İlerde çocuğunuzla birtakım sorunlar yaşamak istemiyorsanız onunla iyi bir ilişki kurun.

* Cumhuriyet Ü. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi


BİR DİYALOG

Çocuk: Acıkmadım, yemek istemiyorum.

Anne: Okuldan sonra ne yedin?

Çocuk: Fazla bir şey yemedim. Onunla ilgisi yok. (Der ve susar.)

Burada annenin sorusunun altında çocuğu suçlama vardır. ‘O halde çözüm nedir? Nasıl soru sormalıyız?’ derseniz, açık uçlu ve tehdit etmeyen sorular yöneltmeliyiz. Örneğin;

Bu konuda konuşmak ister misin?

Duyguların ne? Neler hissediyorsun?

Bu konuda ne düşünüyorsun?

‘Çocukların bilgilenmeye ve öğüde hiç mi ihtiyaçları yoktur?’ derseniz, elbette vardır. Ancak bunun için uygun zaman ve ortam olmalıdır. Şu şartlarda çocuğu bilgilendirmek faydalı olabilir:

1. Vermek istediğiniz bilginin çocuğun gerçek sorunu için faydalı olduğundan emin olduğunuz zaman.

2. Çocuğun bu bilgileri kendi kendine edinemeyeceğinden emin olduğunuz zaman.

3. Bu bilgileri almaya hazır olduğunu hissettirdiği veya yardım istediği zaman.

 

09:36 - 21/7/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Sonraki Sayfa
Tanım ;
Diyalog'un kelime anlamı Yunanca dialogos kelimesi fransızcaya dialogue olarak geçmiş, Türkçede diyalog olarak kullanılmaktadır. Karşılıklı konuşma demektir.Kişiler ya da, ideolojik, siyasi taraftarlarla karşıtları arasında, ayrılık konuları üzerinde bir anlaşmaya, geçici veya kalıcı bir uzlaşmaya varmak için görüşüp konuşmaya, ilişkiler geliştirmeye diyalog denmektedir. "Dinler arası diyalog" ise, adından anlaşıldığı üzere, farklı ırk ve kültürlerden, değişik inanç, kanaat ve siyasi anlayıştan

Ana Sayfa
E-mail (diyalogveegitim@gmail.com)
Arşiv...Tüm yazilar
-------------------------------------
M.F.GÜLEN
STV
ZAMAN
BURC FM
AKSIYON
SIZINTI
OSMANLICA
ISLAM HUKUKU /Hayrettin Karaman
KURAN DINLEYELIM
HERKUL
SORULARLA ISLAMIYET
YÜZ OKUMA SANATI
ERMENI SORUNU
SAGLIK
SAKINCALI MADDELER
IBADET
ESMA-ÜL HÜSNA
HAT VE EBRU
MICROSOFT
NEY ÜFLE
NUR PENCERESI
GAZETE ILK SAYFALARI
EBRU TV
ZAMAN AILEM

En Son Eklenen Yazılar
- Çocuğum kitap okusun istiyorum
- İslâmî bir farz: Tefekkür
- Bangladeş'taki Türk Okulundan 'Eşsiz' Başarı
- Peygamberimiz her zaman mütebessimdi
- İyiliği yaymaya çalışalım
- Haftada bir sohbet iyi gelir!
- ''DIŞ DÜNYAYA AÇILMA KONUSUNDA TÜRK OKULLARI ÖNCÜLÜK ETT
- M.FETHULLAH GÜLEN
- Kalbim Uyumaz!..
- Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber Efendimiz (SAV)
Kategoriler

- ----------- Locations of visitors to this page