DİYALOG VE EĞİTİM ...

Başörtülü vekiller, Komünist Çin Meclisi'nde oy kullandı

Kategori: DEVLETLER

 

 

Komünist rejimle idare edilen Çin'in Ulusal Halk Meclisi'ndeki oturumlar renkli görüntülere sahne oluyor. Toplumun her kesimini temsil eden parti üyeleri, hiçbir engelle karşılaşmadan geleneksel kıyafetleriyle mecliste oy kullanabiliyor.

 

 

 

 

 

 

Çin Meclisi'ndeki hükümet programı oylamasına başörtülü Ma Cayiun da katıldı

11 gün süren son toplantıda da benzer manzaralar yaşandı. Asker, sivil, din adamı ve akademisyenler gündemdeki yasalar için oy kullandı. Bunlar arasında başörtülü ve takkeli Müslüman vekillerin de bulunması dikkat çekti. Ma Caiyun da ülkenin batısındaki Gansu eyaletinden gelerek oy kullandı. Caiyun, Çin'deki 55 azınlık milliyetten biri olan ve Hui ırkından gelen Müslümanları temsil ediyor. Çin Ulusal Halk Meclisi'nin 3 bine yakın temsilcisi bulunuyor. Son toplantıda parlamentonun Ocak 2008'de yenilenmesi kararı da alındı.

17 Mart 2007, Cumartesi (Osman Erol, Pekin)

15:31 - 19/3/2007 - yorum {yok} - yorum yaz

MEKSİKADAKİ OSMANLI SAATİ

Kategori: DEVLETLER


http://seyyahin.blogcu.com/resimler+4/

14:37 - 25/1/2007 - yorum {1} - yorum yaz

Etiyopyalı politikacılar, ‘Aman bizim çocukları geçme!R

Kategori: DEVLETLER

ABDULLAH KILIÇ
Elvan Abeylegesse’yi Türkiye’de geniş kitleler, 2003’te 5000 metre Dünya Atletizm Finali’nde tanıdı. Spikerin “Koş Elvan, aslan Elvan, kaplan Elvan” şeklindeki bağrışları kulaklarımızda yankılana dursun Elvan ipi göğüsleyip birinci oldu.

Elvan’ın Türk bayrağını alarak tribünlere koşmasıyla Türkiye ayağa kalktı. Çok cüzi bir transfer ücretiyle Etiyopya’dan Türkiye’ye gelen ve Enka Spor formasını giyen Elvan, bir süre sonra Türk vatandaşlığına geçti. Sonra da Atletizm Milli Takımı’nın vazgeçilmez oyuncusu oldu. Elvan, Milli formayla dünya rekorlarına imza atarken 65 milyon Türk’ün kalbinde taht kurdu. Kendisini bu topraklara ait bir insan gibi hisseden Elvan, Hababam Sınıfı izliyor, Sezen Aksu dinliyor ve, “Türk bayrağının dalgalandığı yerde yaşamak ve burada ölmek istiyorum.” diyor. Yarışma öncesi Etiyopyalı politikacılar ve spor adamlarından, “Bizim çocukları sakın geçme!” baskısına aldırmadan kalbi de ayakları da Türkiye atıyor.

Milli formayı ilk giydiğinizde neler hissettiniz?

Çok duygulandım, çok mutlu oldum. Milli formayı giydiğim zaman gözyaşlarıma hakim olamadım. Bu benim için ikinci milli formaydı; ama diğerinden daha ağır geliyordu bana... Benim için çok değişik bir duyguydu. İlk vatanım adına yarışan arkadaşlarımla ben yarışıyordum.

T.C. vatandaşı olduktan sonra, sokakta dolaşırken bunun bir ayrıcalığını hissettiniz mi?

Burada yaşayan her Türk gibi kendimi sokakta rahat ve özgür hissediyorum. Benim Türk’ten bir farkım yok.

Türkiye’de müsabaka öncesi İstiklal Marşı okunur, siz de ezberlediniz mi? En azından ilk dörtlüğünü biliyor musunuz?İstiklal marşlarına bildiğim kadarıyla eşlik ediyorum. Marşımızı tam anlamıyla bilmiyorum; ama sözlerinin etkileyiciliği karşısında çok duygulanıyorum.

Türk milli formasını giymenin sorumlulukları neler?

Bir milleti, bir vatanı, bir bayrağı, 70 milyonu temsil ediyorum. Bu da bana büyük sorumluluklar getiriyor.

Türkçeyi ne kadar konuşabiliyorsunuz?

Türkçe kolay bir dil değil. Eğitim almamama rağmen öğrendim.

Ömür boyu burada yaşamayı düşünüyor musunuz? Yaşarsanız nereye yerleşirsiniz?

Ömür boyu burada yaşayacağım. Nerede olursa olsun, ama bu topraklarda olsun, yaşarım. Burada ölüp burada gömülmek istiyorum.

Kendi ülkenizde ya da dışarıda Türkiye ile ilgili en çok hangi soruya muhatap kalıyorsunuz?

‘Neden Türk oldunuz?’ diye soruyorlar bana. Ben kendi ülkemde bulamadığım imkanları, sevgiyi saygıyı burada buldum. Başarmayı burada öğrendim.

Türk müziği ile aranız nasıl?

Hepsini dinliyorum. Ama Sezen Aksu ve Tarkan’ı daha çok dinlerim. Türkan Şoray ve Hülya Koçyiğit’in filmlerini kaçırmam. Hababam Sınıfı’na bayılırım.

Türk milli formasını giydiğiniz zaman ülkenizden ne gibi tepkiler geldi?

“Bizim çocukları neden geçiyorsun?!” diye bana tepki gösteriyorlar. Hatta telefon edip, bana, ‘Çocukları geçme, bak ayıp oluyor.’ diye telkinde bulunuyorlar.

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Galatasaray.

Türk yemekleriyle aranız nasıl?

Türk yemeklerini çok seviyorum. Kuru fasulye haricinde hepsini yerim. Özellikle ızgara köfteyi tercih ediyorum.

Yemek yapıyor musunuz?

Genelde kampta olduğum için hazır yemekler geliyor. Ama yemek kitaplarından yemekler yapmaya çalışıyorum. Geçen hafta kitaplara bakarak ablamla İzmir köfte yaptım, çok güzel oldu. Baklavayı çok seviyorum. Her Türk gibi baklavasız bir hayat düşünemiyorum. Kendim yapmayı deneyeceğim. Bayramlarda insanlar kendi baklavasını kendi açarmış. Başarabilir miyim diye de endişe ediyorum.

Türk sporuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Atletizm yeni yeni gelişiyor. Gençler bu spora ilgi gösteriyorlar.
Sayı: 48
Bölüm: Röportaj

16:08 - 6/1/2007 - yorum {yok} - yorum yaz

Açe’de hayat devam ediyor, buruk tebessümle de olsa

Kategori: DEVLETLER

KÜRŞAT BAYHAN
Endonezya, 2004 yılında yüzyılın en büyük felaketi olan tsunamiyi yaşadı. Olaydan hemen sonra felaketten en çok etkilenen Bande Aceh bölgesine vardığımda gördüğüm manzara korkunçtu. Her yer cesetlerle doluydu, 25 derece sıcaklıkta etrafa ağır bir ölüm kokusu sinmişti. Sokaklar ise yıkıntılar ile kaplıydı. İki yıl sonra yine bir aralık ayında havalimanından şehre doğru ilerlerken toparlanmaya çalışan bir şehir gördüm.

Yeni yapılan evleri, sokaktaki satıcıları, gülümseyen çocuklarıyla burada hala yaşam var diyen bir Bande Aceh karşıladı beni. İki yıl önce aklımdan çıkmayan görüntülerdeki, acı ve hüzünün yerini; yaşama sarılan insanların buruk tebbüsümü almıştı.

Endonezya, 2004 yılında yüzyılın en büyük felaketi olan Tsunami’yi yaşadı. Olaydan hemen sonra felaketten en çok etkilenen Bande Aceh bölgesine vardığımda gördüğüm manzara korkunçtu. Her yer cesetle doluydu, 25 derece sıcaklıkta etrafa ağır bir ölüm kokusu sinmişti. Sokaklar ise yıkıntılar ile kaplıydı. İki yıl sonra yine bir aralık ayında hava limanından şehre doğru ilerlerken toparlanmaya çalışan bir şehir gördüm. Yeni yapılan evleri, sokaktaki satıcıları, gülümseyen çocuklarıyla ‘burada hâlâ yaşam var’ diyen bir Bande Aceh karşıladı beni. İki yıl önce aklımdan çıkmayan görüntülerin, acının ve hüzünün yerini; yaşama sarılan insanların buruk tebessümü almıştı.

Tsunaminin ardından yer yer yıkıntıların kaldığı alandan geçip yeni yapılan evlere doğru ilerliyorum. İki katlı küçük ağaçtan evlerde yağan yağmura rağmen hummalı bir çalışma devam ediyor. Biraz yaklaştığımda çalışanların sevecen selamlamasıyla karşılaşıyorum. Tsunaminin yok ettiği yüzlerce evin yerine yüzlercesi yapılıyor. Çalışanlardan birisi, ‘Nerelisiniz?’ diye soruyor. ‘Türk’üm, İstanbul’dan geldim.’ deyince gözlerindeki parlamayı görebiliyorsunuz. Gülümseme daha da belirginleşiyor. Yağmur yağdığı için henüz kabasını bitirdikleri küçük evlerine davet ediyorlar. Kapıdan girdiğimde hamile bir kadın yer gösteriyor sevecen bir yüzle. Çaylarımız geliyor. Evin sahibi Mahmat Andi’ye tsunamide yakınını kaybedip kaybetmediğini soruyorum. “Tsunamide yakınını kaybetmemiş kimse yok, ben de 2 çocuğumu kaybettim. Dev dalgalar geldiğinde eşim ve ben işe gitmiştik, 13 yaşındaki kızım Zeynep ve 4 yaşındaki oğlum Riad evdeydi biz kurtulduk; ama çocuklarım kurtulamadı.” diyor. “Şimdi eşim 7 aylık hamile. Yeni doğacak çocuğumuza erkek olursa Riad, kız olursa Zeynep ismini vereceğiz.” diye ekliyor. Çaylarımızı içtikten sonra mutlu bir gülümsemeyle Mahmat ve eşi bizi uğurluyor.

Havanın kararmaya başlaması ile birlikte yerel binek olan oceh (üç tekerli motosiklet) ile ilerliyoruz. Tusunaminin vurduğu zamana doğru gidiyor hafızam. Sokaklarda toplanmayı bekleyen ceset torbaları geliyor aklıma. Şimdi onların yerinde yağan yağmurda top oynayan çocuklar ve gülüşleri var. Yağan tropik yağmura rağmen inadına çamura bulanmış toplarının peşinden koşuyorlar. Motosikletten inip biraz ilerlediğimde mısır satan güzel yüzlü bir kadın mısırlarını işaret ediyor. Kendim ve motosiklet sürücüsü için birer tane alıyorum. 5 bin ruple vermem gerekirken 10 bin ruple vermek istiyorum; ama kabul etmiyor. Çocuklardan birisi yanıma yaklaşıyor, yerel dille bir şeyler söylüyor yanımdaki tercümana; ‘Ne diyor?’ diye sorduğumda, ‘Fotoğrafımızı çektin, bize ne alacaksın?’ dediklerini öğreniyorum. Birer dondurmaya anlaşıyoruz. Ayrılırken ‘mister mister’ diye el sallıyorlar.

Sahile doğru ilerliyoruz. Tsunamide yürüyerek zor ilerlediğim yıkıntıların arasından şimdi motosikletle geçiyorum. Dev dalgaların karaya attığı kuru yük gemisi bir müzeye çevrilmiş. Etrafında ise evler yükselmiş. Geminin üzerindeki yazı dikkatimi çekiyor. ‘Burada ne yazıyor?’ diye sorduğumda “Burada hâlâ yaşam var.” yazdığını öğreniyorum. Evet Bande Aceh’te yaşam devam ediyor. Sokaklardaki ölüm sessizliği yerini top oynayan çocuk seslerine bırakmış, şehrin merkezinde kurulan pazarda heyecanlı bir alışveriş devam ediyor, şehrin merkezinde eşi ve çocuklarıyla bir aile sokaktaki tezgahtan mii (yerel makarna) yiyor. Küçük arabasıyla dar sokakta ilerleyen bir balıkçının sesi yankılanıyor.
Sayı: 58
Bölüm: Aktuel

16:02 - 6/1/2007 - yorum {yok} - yorum yaz

Kudüs’e kültürel restorasyon

Kategori: DEVLETLER
   


İslam kültürünün uluslararası tanıtımı için önemli projelere imza atan IRCICA, Mostar’dan sonra şimdi de ‘Kudüs 2015’ restorasyon projesine hazırlanıyor.


1993 Kasım’ında Hırvatlar 450 yıllık Mostar Köprüsü’nü yıkınca dünyanın gözü bu kente çevrilmiş, Osmanlı yadigârı bu eserin tahribi Türk halkının yüreğinde derin yaralar açmıştı. Kanuni zamanından beri köprü altındaki Neretva sularında barış türküleri söyleyen Mostar halkı o günleri mumla arar hale gelmişti. Mostar tam 11 yıl köprüsüz kaldı, savaşta camiler de hasar gördü. Aslına uygun olarak restore edilip iki yıl önce hizmete açılan köprünün yapımına Türkiye’den bir kuruluş da katkıda bulundu: İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi ya da bilinen kısa adıyla IRCICA. Mostar’da hasar gören üç caminin restorasyonunda ise başrol oynadı IRCICA.

İslam Konferansı Örgütü şemsiyesi altında faaliyet gösteren bu kurum şimdi de medeniyetler beşiği Kudüs’te kanayan tarihin yaralarını sarmak için kolları sıvadı. Üç semavi dinin kutsal kentine rotasını çeviren IRCICA’nın çalışmaları medeniyetler diyaloğuna da büyük katkı sağlayacak cinsten. Osmanlı eserlerinin restorasyonunu hedefleyen “Kudüs 2015” projesine önümüzdeki nisan ayında hız verilecek. Çalışmalarda 2015 yılına kadar Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra’yı içine alan Haremüşşerif bölgesindeki çok sayıda cami, çeşme, medrese gibi yapılar onarılacak. Ünlü mimarların rehberliğinde barış projesine soyunan kuruluş, hem medeniyetleri “ortak bir tarihte” yeniden birleştirecek hem de kaybolmak üzere olan değerleri yeni nesillere kazandıracak.

IRCICA’nın Batı Trakya asıllı genel direktörü Halit Eren, 8 yıllık dev projeyle ilgili olarak Aksiyon’un sorularını cevapladı.

-Kudüs 2015 projesi nasıl ortaya çıktı?

Dünyanın birçok üniversitelerinden “Mostar 2004” (1994-2004) mimari programının başarısının, başka bölgelere ve kentlere aktarılması için yoğun ilgi ve talep geldi. IRCICA, Kudüs mimarisinin ve kent mirasının korunmasına uluslararası düzeyde katkı sağlayabilmek için “Kudüs 2015” projesini geliştirdi.

-IRCICA ne tür faaliyetler yürütüyor? Mostar dışında daha önce buna benzer çalışmalar yaptı mı?

İstanbul’un ilk resmî milletlerarası kuruluşu olan IRCICA, 26. yılını doldurmuş durumda. Araştırmaları, yayınları, gerçekleştirmiş olduğu çeşitli bilim ve sanat faaliyetleri yurtiçinde, İslâm dünyasında ve bütün dünyadaki ilgili çevrelerde büyük takdirle karşılanıyor. Referans olarak kullanılmakta, öncü bir rolü var denilebilir. Merkez şimdiye kadar pek çoğu kendi konularında referans eseri olarak kabul görmüş 100’den fazla kitap yayımladı. Uluslararası alanda ve yurtiçinde olmak üzere 50’nin üstünde kongre, 300 civarında konferans ve 200’ün üzerinde sergi düzenledi.

Merkez’in başarıyla tamamladığı Mostar 2004 projesi yanında birçok araştırma programı ve projesi bulunuyor. Bunların arasında Güney Asya’da İslam Tarihi, Sanatı ve Kültürü; Malay Dünyasında İslam Medeniyeti; Batı Afrika’da, Doğu Afrika’da ve Güney Afrika’da İslam Medeniyeti; Kafkasya’da İslam Medeniyeti ve Balkanlarda İslam Medeniyeti gibi birçok önemli projesi var. Dünyada İslâm imajı ve kültürler arası ilişkiler konusunda çalışarak, İslâm medeniyetinin ve Müslüman milletlerin kültürlerinin daha iyi tanınmasında katkıda bulunuyor ve aynı zamanda bu medeniyetin tarihi ve günümüzdeki yönlerinin dünya kamuoyundaki imajını iyileştirmeyi ve gerektiğinde düzenlemeyi amaçlıyor. Kendi alanında birçok araştırmaya öncülük eden kuruluş, İslam dünyası bilim literatürün bibliyografyaları, İslam sanatları ve sanat tarihi, İslam mimarisi, İslam arkeolojisi, El sanatlarını geliştirme programları ve hat alanlarında çalışmalar düzenliyor.

-Kültürler arası diyalog ve dayanışma konusundaki katkılarınızdan bahseder misiniz?

Ülke gruplarının, kültür kurumları aracılığıyla temsil edildikleri forumlarda, İslam Konferansı Teşkilatı’na üye 57 ülkeyi IRCICA temsil ediyor; değişik din ve kültür özellikleri taşıyan ve ‘medeniyetler’ olarak birbirlerinden ayırt edilen toplumlar arasında tarih boyunca yapılmış bilgi, bilim ve kültür alışverişinin medeniyetler tarihinin temelini oluşturduğu düşüncesinden hareketle, düzenlediği kongrelerde ve yaptığı yayınlarda İslam medeniyetinin kendinden öncekilerden alıp, geliştirip, daha sonra özellikle Avrupa’ya tekrar aktardığı bilim ve felsefe çalışmalarını ortaya koyup tanıtıyor. Ayrıca, günümüz medeniyetlerinin ortak, ya da kendileri ile bütünleşmiş; ama kökünde başka medeniyetler de yeşermiş olan bilgi ve kültür unsurlarını vurgulayarak bu medeniyetlerin mensuplarının birbirlerine yakınlaşmasını sağlamaya çalışıyor.

- ‘Kudüs 2015’ projesiyle tam olarak yapılmak istenen nedir?

‘Kudüs 2015’ danışma heyetinin ilk toplantısı 20-22 Şubat 2006’da yapıldı ve prensipleri uygulama konusunda mutabakata varıldı. IRCICA ilk aşamada Şubat 2007’ye kadar tasarlanması gereken stratejik planı, yani Kudüs 2015 için ortak vizyonu oluşturmaya çalışıyor. Bu çerçevede, Kudüs’ün tarihî ve kültürel mirasını ve yapıcı kentsel gelişimini korumak ve Kudüs 2015 programında; restorasyon, koruma ve geliştirme etkinliklerini kapsayan mimarî ve teorik çalışmaları teşvik etmek için, IRCICA ve Filistin’deki El-Kuds Üniversitesi arasında yapılan ilk antlaşma genişletilecek. El-Kuds’ün yanı sıra dünyadaki değişik üniversitelerle gerçekleştirilecek bu çalışmanın süreci Nisan 2007’den itibaren hızlandırılacak.


İSRAİL’İN PROJEYE YAKLAŞIMI ÖNEMLİ

Şubat ayında Yıldız Sarayı’nda gerçekleşen ‘Kudüs 2015’ programının ilk seminerini Filistin Büyükelçisi Nebil Maruf yapmıştı. Projeyi mimari ve diğer açılardan destekleyenler arasında Jon Calame, Prof. Zeynep Ahunbay, Prof. Claduio D’Amato, Prof. Amir Pasic ve Prof. Attilio Petruccioli gibi isimler var. İTÜ ve İtalyan Bari Üniversitesi, ‘Kudüs 2015’in en önemli akademik destekçileri; ancak diğer akademik kurumlardan da projeler bekleniyor. Akademisyenler ve projede çalışacak öğrenciler, restorasyonun nihai şekliyle ilgili projeler sunacak ve bu çerçevede Kudüs’e gidip gözlemler yapacak. Aslında Kudüs’e şimdiye kadar gidilmiş olacaktı; fakat İsrail-Filistin çatışmaları buna izin vermedi. Bir diğer kaygı sebebi de İsrail’in proje karşısında takınacağı tutum. İsrail’in bu tür çalışmalara engel çıkarma ihtimali, projenin mimarlarını düşündürmüyor değil. Proje tam olarak ortaya konduğunda İsrail yönetiminin tümden olmasa bile kısmî engeller çıkarma ihtimali yüksek görünüyor. Ancak, her halükarda Türkiye ve IRCICA, kültürel mirasın korunması ve onarılması konusunda kararlı bir tutum içinde.

BOSNALI PROFESÖRÜN MOSTAR-KUDÜS YOLCULUĞU

Mostar 2004 projesinin önemli isimlerinden, Kudüs 2015’in de mimarlığını yapacak akademisyenlerden biri olan Bosna-Hersekli Prof. Dr. Amir Pasiç, daha önceki projeleri ve IRCICA’daki çalışmalarını anlattı. Prof Pasiç, Eski Yugoslavya’da 1977-1992 yılları arasında Mostar kentinin restorasyonu projesine başkanlık yapmış. Bu proje, 1986 yılında Ağa Han mimarlık ödülünü kazanmış. 1992 yılında IRCICA programına katılmasında, bu kurumun Bosna-Hersek’teki İslam mirasının korunması ihtiyacını dillendiren ilk uluslararası teşkilat olması etkin rol oynamış. Bosna Savaşı’nda birkaç yüz İslami yapının zarar gördüğünü, bazılarının yerle bir olduğunu hatırlatan Bosnalı profesör, IRCICA’nın Bosna’daki kapsamlı restorasyon çalışmaları için son derece verimli normlar geliştirdiğini dile getiriyor. Prof. Amir Pasiç, IRCICA’nın bazı ülkelere de örnek olan Bosna’daki çalışmalarının kendisine enerji ve yeni bir çalışma şevki verdiğini vurgulamadan edemiyor.

Prof. Pasiç, Kudüs projesinin de Mostar ile kültürel ve mimarî açılardan pek çok benzerlik taşıdığını belirtiyor ve Mostar’ın olumlu deneyimi ışığında, Kudüs restorasyonunun 2015’te tamamlanacağını öngörüyor. Çeşitli kurumların katılımıyla IRCICA’nın yeni bir yaklaşım getirdiğine değinen Pasiç, ‘Kudüs 2015’ projesinin Ortadoğu barışı için “ikinci yol diplomasisinin” faydalarını da ortaya koyacağına inanıyor.

00:28 - 28/12/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Sonraki Sayfa
Tanım ;
Diyalog'un kelime anlamı Yunanca dialogos kelimesi fransızcaya dialogue olarak geçmiş, Türkçede diyalog olarak kullanılmaktadır. Karşılıklı konuşma demektir.Kişiler ya da, ideolojik, siyasi taraftarlarla karşıtları arasında, ayrılık konuları üzerinde bir anlaşmaya, geçici veya kalıcı bir uzlaşmaya varmak için görüşüp konuşmaya, ilişkiler geliştirmeye diyalog denmektedir. "Dinler arası diyalog" ise, adından anlaşıldığı üzere, farklı ırk ve kültürlerden, değişik inanç, kanaat ve siyasi anlayıştan

Ana Sayfa
E-mail (diyalogveegitim@gmail.com)
Arşiv...Tüm yazilar
-------------------------------------
M.F.GÜLEN
STV
ZAMAN
BURC FM
AKSIYON
SIZINTI
OSMANLICA
ISLAM HUKUKU /Hayrettin Karaman
KURAN DINLEYELIM
HERKUL
SORULARLA ISLAMIYET
YÜZ OKUMA SANATI
ERMENI SORUNU
SAGLIK
SAKINCALI MADDELER
IBADET
ESMA-ÜL HÜSNA
HAT VE EBRU
MICROSOFT
NEY ÜFLE
NUR PENCERESI
GAZETE ILK SAYFALARI
EBRU TV
ZAMAN AILEM

En Son Eklenen Yazılar
- Çocuğum kitap okusun istiyorum
- İslâmî bir farz: Tefekkür
- Bangladeş'taki Türk Okulundan 'Eşsiz' Başarı
- Peygamberimiz her zaman mütebessimdi
- İyiliği yaymaya çalışalım
- Haftada bir sohbet iyi gelir!
- ''DIŞ DÜNYAYA AÇILMA KONUSUNDA TÜRK OKULLARI ÖNCÜLÜK ETT
- M.FETHULLAH GÜLEN
- Kalbim Uyumaz!..
- Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber Efendimiz (SAV)
Kategoriler

- ----------- Locations of visitors to this page