| DİYALOG VE EĞİTİM ... |
Diyalog DİN DEĞİŞMEK midir?00:29 - 4/3/2008 - yorum {yok} - yorum yaz“Görmesini Bilen İçin Bunlar Mucizelerdir”
01:42 - 12/1/2008 - yorum {yok} - yorum yazNew York`ta “Türkiye`de İslam” ve “Gülen Hare21.
yüzyıl İslam dünyası için bir çok yeniliklere ve değişikliklere gebe.
Yıllardır, hatta asırlardır kendi içine hapsedilmiş islam dünyası,
kendi iç meselelerinden bir türlü kurtulup ekonomik, siyasi, eğitim ve
kültürel alanda herhangi bir açılım ve atılım gerçekleştiremedi.
Yıllardır “İslam” ve “müslüman” deyince akla gelen islam modelleri ne
islamı ne de müslümanları temsilden fersah fersah uzaktı. Ancak son yıllarda İslam dünyasına her
açıdan örnek olan Türkiye her geçen gün kendini daha da geliştiriyor ve
bütün islam coğrafyasına numune bir devlet olarak ortaya çıkıyor. Gerek
siyasi, ekonomik, gerekse eğitim ve kültür alanında son yıllarda
yaptığı atılım ve açılımlarla göz dolduruyor. Bu
çerçevede her geçen gün değeri artan ve artacak Türkiye dünyanın en
önemli üniversite mahfillerinde mevzu ediliyor. Dünya çapında kendi
alanlarında meşhur akademisyenler “Türkiye`de İslam” adlı konferansta Türkiye`de İslam
ele alındı. Columbia
Üniversitesi, Türk Çalışmaları Enstitüsü ve New York Türk Kültür
Merkezi tarafından ortaklaşa organize edilen konferans iki gün sürdü.
İslam ve Osmanlı İmparatorluğu, 20. Yüzyılın İslami Hareketleri, Nakşibendi, Nursi Hareketi, ve Alevilik, “Gülen Hareketi”
oturumları ilgiyle izlendi. Türkiye`den akademisyenler, gazeteciler ve
AK Partili milletvekili Memecan`ında katıldığı konferansı 300`den fazla
akademisyen izledi. <******>******> Ak
Parti`nin gizli İslam ajandası varmı yokmu sorusunun değerlendirildiği
konferansta en çok ilgi gören oturumlardan biri AK Parti oldu.
Akademisyenlerin Ak Parti Türkiye`yi nereye götürüyor? sorusuna
gazeteci ve akademisyenler çok net cevaplar verdi. (ODTÜ) öğretim üyesi
Prof. İhsan Dağı
Ak Parti`yi uzun süredir takip eden birisi olarak Ak Parti`nin
kesinlikle bir gizli İslam ajandası yoktur, hatta bunun ötesinde
şunları kaydetti. “AK Parti Türkiye`yi global dünya sistemi içinde bulunduğu bölgede gücün ve istikrarın adı olan bir ülke haline dönüştürüyor”. New York`ta yapılan geniş katılımlı konferans (bu arada istidradi bir mevzuya temas etmek farz oldu) Londra`daki konferanstan sonra Ahmet Hakan`nın yüzüne bir tokat gibi aşkedildi. Bir kaç gün önce bir aşağılık kompleksiyle karalanan karalamalara cevap dünyanın kalbinin attığı New York eyaletinin en önemli hatta dünyaca meşhur üniversitesi olan Columbia Üniversitesinden geldi. Bu ve benzeri uluslararası konferanslarla sayın Gülen`in şahsında bu güne kadar yapılmamış ve bugünden sonra da yapılamayacak bir Türkiye tanıtımı yapılılırken kimler ve neden rahatsızlık duyuyor bundan acaba. Fethullah Gülen Hocaefendi özüyle, sözüyle, köküyle Türkiye`de yetişen nadide bir
insandır. Peki neden bu kıskançlık ve çekememezlik? Aslında Ahmet Hakan bir
cinnet, kıskançlık, çekememezlik ve bütünüyle bir ismi kullanarak basın
ve medya camiasında kof düşünce ve mülahazalarla kendine yer etmeye
çalışan ve kendinden bahsedilmesi hezeyanıyla bir karalamaya girmiştir.
Ama ben bu tavrı Türkiye ve insanımıza yapılmış bir hakaret olarak
kabul ediyorum. Yıllardan beri ve hatta denebilir ki asırlardan beri
Türkiye ve insanımızın Türk mileti adına gururlanacağı bir eğitim ve
kültür hareketine vesile olmuş bütün dünyanın gündemine Türkiye ve
insanımızın girmesine vesile olan<******>******> bir insana yapılan bu denli dengesizliklere bir Türk vatandaşı ve bir Türk evladı olarak cevap vermeden edemiyorum. Varmı
Ahmet Hakan senin Türkiye adına bir zırnık heyecanın, varmı senin
Türkiye`yi dünyaya tanıtma adına bir damla terin, varmı senin insanımız
adına bir damla gözyaşın, varmı senin bu millet hesabı na bir eserin,
varmı? varmı. Bu varmı soruları sonsuza kadar gider ama senin bu sorulara bir tane “var” cevabının olduğunu düşünmüyorum. Bu mesele bir cemaat ve hareket meselesinden öte bir Türkiye sevdasıdır.
Bu sevdayı ülkeler aşırı götürenler bugün birileri yarın bir başkaları
olur. Varsa bu işi bu denli bu seviyede yapan anlatan ve icra eden onu
alkışlayaşım, başımızın tacı edelim. Değil mi ki, Türkiye ve insanımız
kazanacak. Evet ,Oturumda en fazla katılım ve ilgi Gülen Oturumuna gösterildi. Bir çok sorunun sorulduğu oturum konferansın en heyecanlı kısmı oldu. Dünyanın nabzının attığı New York`ta dünya Türkiye`yi, Türkiye`de İslam`ı
ve bunun da ötesinde Gülen Hareketini konuştu. Konferansın ilk gününde “Gülen Hareketi, Bir Analiz” sunumunu, Bonn Üniversitesi İslam Çalışmaları Bölümünden Yard. Doç. Bekim Agai yaptı.
Agai hareketin Türk-İslam anlayışı çerçevesinde bütün dünya için çok
önemli olduğuna değindi. Oturumun diğer katılımcısı Elmhurst
Yüksekokulu Din Bölümü öğretim görevlilerinden Paul Parker, hareketin kurduğu
okulların akdemik başarılarına değindi. Evet dünya bir hoşgörü eğitim hareketini bu güne kadar konuştu ve bundan sonra da konuşmaya devam edecek. Ve
bizlerde Türkiye adına ve insanımız hesabına atılan her adımı
alkışlayacak, milletimizi yüceltecek ve yükseltecek her hareketi
destekleyecek ve arkasında duracağız. Çünkü vatan sevgisi, millet sevgisi, bayrak sevgisi ve topyekün insan sevgisi bunu gerektirir<******>******>.
06.11.2007 – Halid ŞENER/New York (hsener@haberx.com) www.haberx.com
19:30 - 29/12/2007 - yorum {yok} - yorum yazEfendimiz’in aile içi diyalogları nasıldı?
16:08 - 24/1/2007 - yorum {yok} - yorum yazRus Türk Koleji'nden mezun bir öğrenci duygularını yazıyor.."Bu Ramazan Ayı Kalbime Bir Umut Yağmuru Yağdı"
Müslüman
dostlarımın yanında geçirdiğim bu Ramazan ayı, İslamiyet hakkında
ufkumun genişlemesine vesile oldu. Dini muhtevalara pek vâkıf olmamama
rağmen İslam�ın bir aksiyon dini olduğunu bütün varlığımla hissettim.
Aslında bu ecnebi kelime Türkçenin dokusuna pek uymaz; yine de Necip
Fazıl, Anadolu konferanslarının birine �İman ve Aksiyon� ismi vermişti.
Üstadın bir bildiği vardır, diyerek İslamiyet�le olan rabıtamı adlandırmak için -daha isabetlisini bulamadığımdan-
şimdilik bu tabiri kullanacağım. Öyle ki İslamiyet�in, bize en çok
hitap eden ciheti, aksiyon potansiyelidir. Bütün nimetler gibi, bu
nimetin de tarifi zordur. İslam�la nasıl tanıştığımın hikayesini
dinleyin, belki birbirimizi daha iyi anlarız.
Sovyet
İmparatorluğu�nun krize girdiği yıllarda dünyaya gelmişim. O dönemde
kızıl imparatorlukta yaşayan Müslüman nüfusu 50 milyon civarındadır.
Dininden, dilinden koparılmış, maneviyatını gizleyerek yaşayan 50
milyon Müslüman kardeş. Onlardan hiçbir şey öğrenmedim. Belki sorsam
dinini anlatacak kişiler çıkardı aralarından; fakat sormadım, merak
duymadım. Tıpkı kendi dinime pek merak duymadığım gibi... SSCB dağıldı
gitti, ortaya yepyeni bir Rusya çıktı.
Merak ettiğim ülkeleri heyecanla gezmeye başlayınca SSCB�nin dağıldığını, ancak üzerimize kızıl bir leke bıraktığını anladım. �İşgalci Rus�, �komünist�
diye haykıran bakışlar hissettim sırtımda. Halbuki komünist değilim,
ayrıca Rusya�nın Orta Asya�daki beceriksiz hakimiyet geçmişinden
utanıyorum, diyalog istiyorum... Kime anlatacaksınız! Akıl hastası
diktatörlerin hırsıyla genişleyen SSCB topraklarında üç kuşak eziyet
çeken Müslümanlardan kafi derecede özür dilendi mi? Suni bir
müdahaleyle, Rus halkının talihsiz kaderine dahil edilmiş bu halklarla
daha sonra jeostratejik bağların ötesinde, komşuluk ve dostluk gibi
medeni ilişkiler kurulmaya çalışıldı mı? Gördüğüm kadarıyla Asya hâlâ
bunun hasretini çekiyor.
İslamiyet�le,
memlekette değil Türkiye�de tanışmak nasip oldu. Türkiye�ye geldiğimde
cebimde, �yabancı� din ve kültürleri tanımayı mümkün kılan bir anahtar
vardı: Hoşgörü.
Türkiye�de açmak istediğim bütün kapıları açtı bu anahtar. Saint
Petersburg Rus-Türk Koleji�nden mezun olduğumda, diplomayla beraber
elime verilen bu anahtar keşke her çocuğun, her gencin elinde olsa...
Bu
sene Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı�nın düzenlediği bir iftar yemeğinde
benim gibi bahtiyar 12 gençle tanıştım. Dünyanın dört bir köşesinden
medeniyetler beşiği İstanbul�a gelen bu gençler Türk okullarından
mezundu. Türkçe konuşulan yuvarlak masada hangi yemeği yediğimizi
hatırlamıyorum; bizi bir araya getiren, tarifi zor olan o aksiyon
ruhunun büyüsüne kendimi o kadar kaptırmıştım ki...
Aksiyon, yani icraat, devamlılık, fedakârlık, sabır, umut.
Bizim
okullar, mümin Anadolu insanının aksiyon ruhuyla açıldı. Ve bu icraat,
İslam dünyasında en çok saygı duyduğum, umut bağladığım icraattır.
Hıristiyan dünyasında buna benzer bir aksiyon olacak mı merak ediyorum.
Bu Ramazan ayı kalbime bir umut yağmuru yağdı.
Bayramınız mübarek olsun.
Timofey NEŞİTOV - 02.11.2005 - ZAMAN
14:28 - 3/11/2006 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Tanım ; Diyalog'un kelime anlamı Yunanca dialogos kelimesi fransızcaya dialogue olarak geçmiş, Türkçede diyalog olarak kullanılmaktadır. Karşılıklı konuşma demektir.Kişiler ya da, ideolojik, siyasi taraftarlarla karşıtları arasında, ayrılık konuları üzerinde bir anlaşmaya, geçici veya kalıcı bir uzlaşmaya varmak için görüşüp konuşmaya, ilişkiler geliştirmeye diyalog denmektedir. "Dinler arası diyalog" ise, adından anlaşıldığı üzere, farklı ırk ve kültürlerden, değişik inanç, kanaat ve siyasi anlayıştan Ana Sayfa E-mail (diyalogveegitim@gmail.com) Arşiv...Tüm yazilar ------------------------------------- M.F.GÜLEN STV ZAMAN BURC FM AKSIYON SIZINTI OSMANLICA ISLAM HUKUKU /Hayrettin Karaman KURAN DINLEYELIM HERKUL SORULARLA ISLAMIYET YÜZ OKUMA SANATI ERMENI SORUNU SAGLIK SAKINCALI MADDELER IBADET ESMA-ÜL HÜSNA HAT VE EBRU MICROSOFT NEY ÜFLE NUR PENCERESI GAZETE ILK SAYFALARI EBRU TV ZAMAN AILEM En Son Eklenen Yazılar - Çocuğum kitap okusun istiyorum - İslâmî bir farz: Tefekkür - Bangladeş'taki Türk Okulundan 'Eşsiz' Başarı - Peygamberimiz her zaman mütebessimdi - İyiliği yaymaya çalışalım - Haftada bir sohbet iyi gelir! - ''DIŞ DÜNYAYA AÇILMA KONUSUNDA TÜRK OKULLARI ÖNCÜLÜK ETT - M.FETHULLAH GÜLEN - Kalbim Uyumaz!.. - Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber Efendimiz (SAV) Kategoriler
|