DİYALOG VE EĞİTİM ...

Diyalog DİN DEĞİŞMEK midir?

Kategori: DIYALOG

00:29 - 4/3/2008 - yorum {yok} - yorum yaz

“Görmesini Bilen İçin Bunlar Mucizelerdir”

Kategori: DIYALOG

Monsenyör George Marovitch

28. Mayıs 2006

Amerika’nın  Pensilvanya eyaletinden  Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nı ziyaret eden bir grupla toplantıda  İstanbul  Vatikan Temsilcisi George Marovitch, Fethullah Gülen, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı çalışmaları ve Türkiye’deki diyalog faaliyetleriyle ilgili kendi tecrübe ve düşüncelerini anlattı. 

 “Burada bugün sizlerle ve benim bu gerçek kardeşlerimle olmaktan çok mutluyum. Biz semavî dinlerin insanları mucizelere inanırız. İncil’de ‘Eğer insan gerçekten inanıyorsa, bir dağı emrine boyun eğdirebilir,’ der.  Mucizeler imanlı insanlar için birer realitedir. İşte biz Türkiye’de, bu çağda bir mucizenin şahitleri olduk. Allah insanlığa ara sıra özel lütuflarla donanmış insanlar gönderir. Gandhi, Luther, Rahibe Teresa bunlardan bazılarıdır. Bu insanlar Allah’ın sevgisini bütün insanlığa yayabilmişlerdir. Anadolu’ya  da asırlar boyunca böyle insanlar gelmiştır. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşî Veli bunlardan birkaçıdır. Allah’ın lütufları günümüzde de kesilmemiş ve  Allah’ı anlatma, sevdirme lütfu bugün Fethullah Gülen’e verilmiştir.  Fethullah Gülen bir  dinî önderdir, bir  dua adamıdır. Hayatını dua ederek, vaaz vererek, ibadetlerle ve yazarak geçirir. Ama her şeyden önce o, bir dua adamıdır. Bütün hayatı bir duadır. Duadan aldığı ilhamla yaptıkları, insanlığın barış ve sevgi içinde yaşaması yolunda meyvelerini vermeye başlamıştır.

 Fethullah Gülen, biz Hıristiyanlara ve Yahudilere diyalog  elini uzatmıştır. Onun yazıları ve vaazları her dinden ve ırktan insanı etkilemiştir. Biz de onun diyalog elinden etkilenerek beraber çalışma motivasyonu kazandık.

Tabii ki bu yolda bazı zorluklar yaşanıyor. Peygamberler  bile çeşitli zorluklarla karşılaşmış ve hayatlarını mücadeleyle geçirmişlerdir. Fethullah Gülen, Allah’ın yolunda olduğu bilinciyle zorluklar karşısında yılmadı.  Ondan etkilenen Müslümanlar “Biz  bu yolda ne yapabiliriz?” deyince Hocamız, ‘Gençleri eğitmek lazım’dedi. Onun bu tavsiyesi bugün Türkiye’de ve dünyada yüzlerce okul açılmasıyla sonuçlandı. Görmesini bilen insanlar için bu bir mucizedir. Bu kadar az zamanda bu kadar çok iş nasıl açıklanabilir. Avrupa’da bir tablo için 10 binlerce dolar veren insanlara karşın  Türkiye’de inananlar “kefenin cebi yok”  diyerek ve “Allah’ın malını,  Allah’a ödünç veriyorum; ahirette geri almak üzere” mantığıyla hareket ediyor ve binlerce çocuğu dünya standartlarında eğitim imkânına kavuşturuyor. Bunlar imanın mucizeleridir.

 Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’da” Ne yapabiliriz?”  arayışıyla yola çıkanların kurduğu bir vakıftır.  Vakfın bünyesindeki  Kültürler Arası Diyalog Platformu,  üç  semavî dinin inananlarıyla el ele verip Allah’a yürüme çalışmaları yapmaktadır. Diğer iki Platform, Abant  ve Diyalog Avrasya Platformları  yoluyla da yalnız bir yöne bakma hatasına düşmekten kurtuluyor ve herkesi dinleyerek gerçeğe ulaşma imkânını arıyoruz.

İman, imkânsız gibi görüneni mümkün yapmıştır. Bütün bu gördüklerimiz  Allah’ın  bu hareketi sevdiğinin ve bu yüzden bu harekete yardım ettiğinin delilidir.

“ Katolik bir din adamı olarak  neden bu hareketi destekliyorsun?”  diyeceksiniz.  Papa 23. Jean Türkiye’de 10 yıl yaşadı.  Ben daha küçük bir çocukken onu tanıma imkânı buldum ve zat-ı âlilerinden çok etkilendim.  Kendisi de burada İslam’ı tanıdı ve ona büyük hayranlık duydu. Papa olunca ilk iş olarak Vatikan 2. Konsili’ni topladı. Amaç Kilisenin çağın gereklerine göre yeniden gözden geçirilmesiydi.  Episkopal düzeyinde yapılan, yani alınan kararlara uymanın Katolikliğin gereği haline geleceği bu konsilde, İslâm dininden ilk kez bahseden bir genelge yayınlandı. Buna göre, Kilise, İslâm dininin de Allah’a giden bir yol olduğunu kabul ediyordu. Bu, olması gerekendi. Çünkü Müslümanlar da tek Allah’a inanıyor, ibadet ediyor ve ebedi hayata inanıyorlar…   Rasyonalite bize Hz. Muhammed’in 23 yılda gerçekleştirdiği büyük dönüşümü, onun verdiği ilhamla putlara tapmaktan kurtulup bir Allah’a ibadet etmeye başlayan milyonlarca insanı görmezden gelemiyeceğimizi söylüyor. İşte böylece bugün  biz Katolik din adamları, Papa  XIII. Jean’in açtığı bu yolda  Müslümanlarla el eleyiz.
  
 “Haçlı Seferlerinde sözde Kudus’ü kurtarmak adına yola çıkanlar,  Müslüman, Hıristiyan önlerine çıkan herkesi öldürmüş, yağma yapmış,  zulmetmişlerdir. Dünkü Haçlılar gibi bugün de sözde  İslâm adına yola çıkan ve  çirkin işler yapan bazı insanlar var.  Bu insanların  “Bir insan öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir” diyen İslâm’la bağları tıpkı o Haçlıların Hıristiyanlıkla olan bağları gibidir”

“Tarihte maalesef iki din arasında birçok savaş yaşandı. Şimdi geçmişin unutulması ve elele verilerek Allah’ın yolunda hizmet edilmesi lazım. Elbetteki dinler arasında Allah’a hizmet etmek yolunda bir yarış olacak; olmalı. Fakat bu yarış geçmişteki hataları tekrar etmeden yapılmalı, tabir yerindeyse “faul” yapılmamalı, çelme takılmamalı  ve  herkes kendi yolu içinde diğerine saygıyla ilerlemeli.”

 “ İslam’da diğer semavî dinlere büyük saygı vardır. Avrupa’da imkânsız olan bir zamanda Osmanlı’da, Darülaceze’de üç dinin mabedi aynı çatı altında toplanmıştır. Bir camii, bir havra ve bir kilise… Müslümanlar, Kuran’dan aldıkları ilhamla diğer dinlerle barış içinde yaşamışlardır.  Kuran’da geçen ve İslâm medeniyetini yüzyıllardır belirleyen  “Eğer Allah isteseydi sizi tek bir ümmet olarak yaratırdı fakat o sizi milletlere böldü…” ayetinin gösterdiği  ufukla herkes kendi yolunda ona hizmet etmelidir. Türkiye’de de diyaloğa karşı az da olsa bazı itirazlar yaşandı  ama bunlara Hz. Muhammed’in “ Lailahe illalah diyen kurtulur” sözünü hatırlatan Fethullah Gülen  “Eğer Peygamberimiz böyle söylüyorsa, bize Allah’ın rahmetinde cimrilik yapmak değil bu hadisi insanlara hatırlatmak düşer,”
 


Pensilvanya- Pitsburg Grubu:

Bernadine Creighton (Psikolog)
Roger Jan Zioncheck (Dahiliye Uzmanı)
Maja Teresa Zioncheck (Örgenci)
Marcia Kathleen Luek (Egitimci)
Kendra Seu Luek       (Öğrenci)
Marylin Sabatos (Emekli Öğretmen)
Charles Sabatos (Emekli Ögretmen)
Celeste Vitunic (Kres İşletmecisi )
Ed Vitunic             (Emekli Asker)
Christine Kyoki Roberts  (Budist Rahibe)
Judith Ann Dye (Protestan Rahibe)
Catherine Helen Regush  (Ev Kadını)
Ellen Posman                (Yardımcı Docent)
Kursat Ozenc                (Doktora Örgencisi)
Ensar Hatipoglu   (Master Öğrencisi)

01:42 - 12/1/2008 - yorum {yok} - yorum yaz

New York`ta “Türkiye`de İslam” ve “Gülen Hare

Kategori: DIYALOG
   

 
21. yüzyıl İslam dünyası için bir çok yeniliklere ve değişikliklere gebe. Yıllardır, hatta asırlardır kendi içine hapsedilmiş islam dünyası, kendi iç meselelerinden bir türlü kurtulup ekonomik, siyasi, eğitim ve kültürel alanda herhangi bir açılım ve atılım gerçekleştiremedi. Yıllardır “İslam” ve “müslüman” deyince akla gelen islam modelleri ne islamı ne de müslümanları temsilden fersah fersah uzaktı. Ancak  son yıllarda İslam dünyasına her açıdan örnek olan Türkiye her geçen gün kendini daha da geliştiriyor ve bütün islam coğrafyasına numune bir devlet olarak ortaya çıkıyor. Gerek siyasi, ekonomik, gerekse eğitim ve kültür alanında son yıllarda yaptığı atılım ve açılımlarla göz dolduruyor.
 
            Bu çerçevede her geçen gün değeri artan ve artacak Türkiye dünyanın en önemli üniversite mahfillerinde mevzu ediliyor. Dünya çapında kendi alanlarında meşhur akademisyenler “Türkiye`de İslam” adlı konferansta Türkiye`de İslam ele alındı.
Columbia Üniversitesi, Türk Çalışmaları Enstitüsü ve New York Türk Kültür Merkezi tarafından ortaklaşa organize edilen konferans iki gün sürdü. İslam ve Osmanlı İmparatorluğu, 20. Yüzyılın İslami Hareketleri, Nakşibendi, Nursi Hareketi, ve Alevilik, “Gülen Hareketi” oturumları ilgiyle izlendi. Türkiye`den akademisyenler, gazeteciler ve AK Partili milletvekili Memecan`ında katıldığı konferansı 300`den fazla akademisyen izledi. <******>
 
            Ak Parti`nin gizli İslam ajandası varmı yokmu sorusunun değerlendirildiği konferansta en çok ilgi gören oturumlardan biri AK Parti oldu. Akademisyenlerin Ak Parti Türkiye`yi nereye götürüyor? sorusuna gazeteci ve akademisyenler çok net cevaplar verdi. (ODTÜ) öğretim üyesi Prof. İhsan Dağı Ak Parti`yi uzun süredir takip eden birisi olarak Ak Parti`nin kesinlikle bir gizli İslam ajandası yoktur, hatta bunun ötesinde şunları kaydetti. “AK Parti Türkiye`yi global dünya sistemi içinde bulunduğu bölgede gücün ve istikrarın adı olan bir ülke haline dönüştürüyor”.
 
            New York`ta yapılan geniş katılımlı konferans (bu arada istidradi bir mevzuya temas etmek farz oldu) Londra`daki konferanstan sonra Ahmet Hakan`nın yüzüne bir tokat gibi aşkedildi. Bir kaç gün önce bir aşağılık kompleksiyle karalanan karalamalara cevap dünyanın kalbinin attığı New York eyaletinin en önemli hatta dünyaca meşhur üniversitesi olan Columbia Üniversitesinden geldi. Bu ve benzeri uluslararası konferanslarla sayın Gülen`in şahsında bu güne kadar yapılmamış ve bugünden sonra da yapılamayacak bir Türkiye tanıtımı yapılılırken kimler ve neden rahatsızlık duyuyor bundan acaba. Fethullah Gülen Hocaefendi özüyle, sözüyle, köküyle Türkiye`de yetişen nadide bir insandır. Peki neden bu kıskançlık ve çekememezlik? Aslında Ahmet Hakan  bir cinnet, kıskançlık, çekememezlik ve bütünüyle bir ismi kullanarak basın ve medya camiasında kof düşünce ve mülahazalarla kendine yer etmeye çalışan ve kendinden bahsedilmesi hezeyanıyla bir karalamaya girmiştir. Ama ben bu tavrı Türkiye ve insanımıza yapılmış bir hakaret olarak kabul ediyorum. Yıllardan beri ve hatta denebilir ki asırlardan beri Türkiye ve insanımızın Türk mileti adına gururlanacağı bir eğitim ve kültür hareketine vesile olmuş bütün dünyanın gündemine Türkiye ve insanımızın girmesine vesile olan<******>  bir insana yapılan bu denli dengesizliklere  bir Türk vatandaşı ve bir Türk evladı olarak cevap vermeden edemiyorum. Varmı Ahmet Hakan senin Türkiye adına bir zırnık heyecanın, varmı senin Türkiye`yi dünyaya tanıtma adına bir damla terin, varmı senin insanımız adına bir damla gözyaşın, varmı senin bu millet hesabı na bir eserin, varmı? varmı.  Bu varmı soruları sonsuza kadar gider ama senin bu sorulara bir tane “var” cevabının olduğunu düşünmüyorum. Bu mesele bir cemaat ve hareket meselesinden öte bir Türkiye sevdasıdır. Bu sevdayı ülkeler aşırı götürenler bugün birileri yarın bir başkaları olur. Varsa bu işi bu denli bu seviyede yapan anlatan ve icra eden onu alkışlayaşım, başımızın tacı edelim. Değil mi ki, Türkiye ve insanımız kazanacak.
 
  Evet ,Oturumda en fazla katılım ve ilgi Gülen Oturumuna gösterildi. Bir çok sorunun sorulduğu oturum  konferansın  en heyecanlı kısmı oldu. Dünyanın nabzının attığı New York`ta dünya Türkiye`yi, Türkiye`de İslam`ı ve bunun da ötesinde Gülen Hareketini konuştu. Konferansın ilk gününde “Gülen Hareketi, Bir Analiz” sunumunu, Bonn Üniversitesi İslam Çalışmaları Bölümünden Yard. Doç. Bekim Agai yaptı. Agai hareketin Türk-İslam anlayışı çerçevesinde bütün dünya için çok önemli olduğuna değindi. Oturumun diğer katılımcısı Elmhurst Yüksekokulu Din Bölümü öğretim görevlilerinden Paul Parker, hareketin kurduğu okulların akdemik başarılarına değindi.  Evet dünya bir hoşgörü eğitim hareketini bu güne kadar konuştu ve bundan sonra da konuşmaya devam edecek. Ve bizlerde Türkiye adına ve insanımız hesabına atılan her adımı alkışlayacak, milletimizi yüceltecek ve yükseltecek her hareketi destekleyecek ve arkasında duracağız. Çünkü vatan sevgisi, millet sevgisi, bayrak sevgisi ve topyekün insan sevgisi bunu gerektirir<******>.
 
06.11.2007 – Halid ŞENER/New York (hsener@haberx.com) www.haberx.com

19:30 - 29/12/2007 - yorum {yok} - yorum yaz

Efendimiz’in aile içi diyalogları nasıldı?

Kategori: DIYALOG

ESMA SAYIN EKERİM
Hz. Fatıma hakkındaki hadisler, Hz. Peygamber’in ona özel bir sevgi ve ilgi gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Efendimiz, “Fatıma vücudumun bir parçasıdır. Onu üzen her şey beni üzer; onu sevindiren her şey beni sevindirir.” demiştir. (Buhari, Sahih, Kitab-ı Fedaili Ashabı’n-Nebi, 31)

Hz. Fatıma’nın evinin, babası Efendimiz’in (sas) eviyle komşu olduğunu görüyoruz. Hz. Fatıma ve eşi Hz. Ali, Hz. Peygamber’in mescidine komşuydular. Bunlar aynı evin insanlarıdır. İki evi birbirinden ayıran sadece iki metrelik bir avlu vardır. Birbirlerine bakan pencereler Efendimz’in evini Hz. Fatıma’nın evine açar; her sabah Hz. Peygamber penceresini açar ve kızcağızını selamlardı.

Hz. Peygamber her nereye sefere çıksa önce Hz. Fatıma’nın (r.anha) evinin kapısını çalar ve onunla vedalaşırdı. Seferden dönünce de ilk aradığı Hz. Fatıma’dır. Rasulullah, onun kapısını çalar ve onun hal ve hatırını sorardı. Hz. Aişe (r.anha) bu muhabbeti şöyle anlatıyor: “Konuşma tarzı olarak Hz. Fatıma’dan daha çok Rasulullah’a benzeyen başka bir kimse görmedim. O, babasının yanına geldiği her seferde, Hz. Peygamber saygı ile ayağa kalkıyor, hatırını sorduktan sonra kendisine ait yere oturtuyordu.” Rasulullah aynı tavrı süt annelerine karşı da gösteriyor, “Anneciğim hoş geldiniz!” diyerek onları kendisine ait yere oturtuyor; onların maddi-manevi sıkıntılarına çözüm buluyordu. Hz. Aişe, Hz. Fatıma’nın da aynı nezaketle babasını karşıladığını nakletmektedir. Hz. Peygamber, Hz. Fatıma’ya sevgisini ve onunla ilgili düşüncelerini sergiliyor: “Yeryüzünün en üstün kadınları şu dördüdür: Hz. Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma. Fatıma’nın sevinci benim sevincim, onun sıkıntısı benim sıkıntımdır. Kızım Fatıma’yı seven beni sevmiş olur. Kim Fatıma’yı gücendirirse beni gücendirmiş olur. Fatıma benim vücudumun bir parçasıdır, onu inciten beni incitmiş, beni inciten de Allah’ı incitmiş olur.” (Müslim, Fedailu’s-Sahabe ,72)

Hz. Peygamber, mescitte secdede iken düşmanlarının deve bağırsaklarını üzerine attıkları gün küçük Fatıma anında babasına yetişir, bağırsakları kaldırır ve uzaklaştırır. Daha sonra müşfik elleriyle babasının yüzünü ve başını temizler, onu teselli ederek eve götürür.

Bu narin, zayıf ve yalnız kız çocuğunu tanıyanlar babasına eşlik etmesinin yanı sıra Hz. Fatıma’nın Rasulullah’ı ne kadar teselli ettiğini de bilirler.

16:08 - 24/1/2007 - yorum {yok} - yorum yaz

Rus Türk Koleji'nden mezun bir öğrenci duygularını yazıyor..

Kategori: DIYALOG

 
 
"Bu Ramazan Ayı Kalbime Bir Umut Yağmuru Yağdı"
Müslüman dostlarımın yanında geçirdiğim bu Ramazan ayı, İslamiyet hakkında ufkumun genişlemesine vesile oldu. Dini muhtevalara pek vâkıf olmamama rağmen İslam�ın bir aksiyon dini olduğunu bütün varlığımla hissettim. Aslında bu ecnebi kelime Türkçenin dokusuna pek uymaz; yine de Necip Fazıl, Anadolu konferanslarının birine �İman ve Aksiyon� ismi vermişti. Üstadın bir bildiği vardır, diyerek İslamiyet�le olan rabıtamı adlandırmak için -daha isabetlisini bulamadığımdan- şimdilik bu tabiri kullanacağım. Öyle ki İslamiyet�in, bize en çok hitap eden ciheti, aksiyon potansiyelidir. Bütün nimetler gibi, bu nimetin de tarifi zordur. İslam�la nasıl tanıştığımın hikayesini dinleyin, belki birbirimizi daha iyi anlarız.
 
Sovyet İmparatorluğu�nun krize girdiği yıllarda dünyaya gelmişim. O dönemde kızıl imparatorlukta yaşayan Müslüman nüfusu 50 milyon civarındadır. Dininden, dilinden koparılmış, maneviyatını gizleyerek yaşayan 50 milyon Müslüman kardeş. Onlardan hiçbir şey öğrenmedim. Belki sorsam dinini anlatacak kişiler çıkardı aralarından; fakat sormadım, merak duymadım. Tıpkı kendi dinime pek merak duymadığım gibi... SSCB dağıldı gitti, ortaya yepyeni bir Rusya çıktı.
Merak ettiğim ülkeleri heyecanla gezmeye başlayınca SSCB�nin dağıldığını, ancak üzerimize kızıl bir leke bıraktığını anladım. �İşgalci Rus�, �komünist� diye haykıran bakışlar hissettim sırtımda. Halbuki komünist değilim, ayrıca Rusya�nın Orta Asya�daki beceriksiz hakimiyet geçmişinden utanıyorum, diyalog istiyorum... Kime anlatacaksınız! Akıl hastası diktatörlerin hırsıyla genişleyen SSCB topraklarında üç kuşak eziyet çeken Müslümanlardan kafi derecede özür dilendi mi? Suni bir müdahaleyle, Rus halkının talihsiz kaderine dahil edilmiş bu halklarla daha sonra jeostratejik bağların ötesinde, komşuluk ve dostluk gibi medeni ilişkiler kurulmaya çalışıldı mı? Gördüğüm kadarıyla Asya hâlâ bunun hasretini çekiyor.
 
İslamiyet�le, memlekette değil Türkiye�de tanışmak nasip oldu. Türkiye�ye geldiğimde cebimde, �yabancı� din ve kültürleri tanımayı mümkün kılan bir anahtar vardı: Hoşgörü. Türkiye�de açmak istediğim bütün kapıları açtı bu anahtar. Saint Petersburg Rus-Türk Koleji�nden mezun olduğumda, diplomayla beraber elime verilen bu anahtar keşke her çocuğun, her gencin elinde olsa...
 
Bu sene Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı�nın düzenlediği bir iftar yemeğinde benim gibi bahtiyar 12 gençle tanıştım. Dünyanın dört bir köşesinden medeniyetler beşiği İstanbul�a gelen bu gençler Türk okullarından mezundu. Türkçe konuşulan yuvarlak masada hangi yemeği yediğimizi hatırlamıyorum; bizi bir araya getiren, tarifi zor olan o aksiyon ruhunun büyüsüne kendimi o kadar kaptırmıştım ki...
Aksiyon, yani icraat, devamlılık, fedakârlık, sabır, umut.
Bizim okullar, mümin Anadolu insanının aksiyon ruhuyla açıldı. Ve bu icraat, İslam dünyasında en çok saygı duyduğum, umut bağladığım icraattır. Hıristiyan dünyasında buna benzer bir aksiyon olacak mı merak ediyorum.
Bu Ramazan ayı kalbime bir umut yağmuru yağdı.
Bayramınız mübarek olsun.
 
Timofey NEŞİTOV - 02.11.2005 - ZAMAN

14:28 - 3/11/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Sonraki Sayfa
Tanım ;
Diyalog'un kelime anlamı Yunanca dialogos kelimesi fransızcaya dialogue olarak geçmiş, Türkçede diyalog olarak kullanılmaktadır. Karşılıklı konuşma demektir.Kişiler ya da, ideolojik, siyasi taraftarlarla karşıtları arasında, ayrılık konuları üzerinde bir anlaşmaya, geçici veya kalıcı bir uzlaşmaya varmak için görüşüp konuşmaya, ilişkiler geliştirmeye diyalog denmektedir. "Dinler arası diyalog" ise, adından anlaşıldığı üzere, farklı ırk ve kültürlerden, değişik inanç, kanaat ve siyasi anlayıştan

Ana Sayfa
E-mail (diyalogveegitim@gmail.com)
Arşiv...Tüm yazilar
-------------------------------------
M.F.GÜLEN
STV
ZAMAN
BURC FM
AKSIYON
SIZINTI
OSMANLICA
ISLAM HUKUKU /Hayrettin Karaman
KURAN DINLEYELIM
HERKUL
SORULARLA ISLAMIYET
YÜZ OKUMA SANATI
ERMENI SORUNU
SAGLIK
SAKINCALI MADDELER
IBADET
ESMA-ÜL HÜSNA
HAT VE EBRU
MICROSOFT
NEY ÜFLE
NUR PENCERESI
GAZETE ILK SAYFALARI
EBRU TV
ZAMAN AILEM

En Son Eklenen Yazılar
- Çocuğum kitap okusun istiyorum
- İslâmî bir farz: Tefekkür
- Bangladeş'taki Türk Okulundan 'Eşsiz' Başarı
- Peygamberimiz her zaman mütebessimdi
- İyiliği yaymaya çalışalım
- Haftada bir sohbet iyi gelir!
- ''DIŞ DÜNYAYA AÇILMA KONUSUNDA TÜRK OKULLARI ÖNCÜLÜK ETT
- M.FETHULLAH GÜLEN
- Kalbim Uyumaz!..
- Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber Efendimiz (SAV)
Kategoriler

- ----------- Locations of visitors to this page